Belgesel: The Company – Şirket


0
1 share

Şirket

Şirketler birer aile gibidirler ve birlikte ortak bir amaç için çalışırlar. Telefon sistemlerine benzetebiliriz şirketleri yani dünyanın her yerine ulaşırlar. Muazzam derece güçlüdürler ve kaçınılması oldukça güçtür.

2003 yılında kaleme alınan ‘’Şirket : Güç ve Kâr’ın Patolojik Takibi’’ (The Corporation: The Pathological Pursuit of Profit and Power) kitabından filme uyarlanan belgeseli Kanadalı yönetmenler  Mark Achbar ve Jeniffer Abbott üstlendi.

Filmin serim bölümünde 1712 endüstri çağının hızla gelişip ilerlemesinin hikayesini ve bunun arka planında yatan ‘’üretkenlik’’ teriminin insan gücü boyutundan çıkıp nasıl makineleştiğini ve seri üretimlerin yapılmaya başlandığının hikayesini görüyoruz. Maden ocaklarında çalışan işçilerin madeni yer yüzüne çıkarmasında kolaylık sağlayan hava pompalarının icadı ile başlayan serüvenin şu an geldiği nokta ise saat başına daha fazla otomobil, tekstil ve aklınıza gelen tüketim mağazasında satışa hazır olarak yerini alan ne kadar somut ürün varsa hepsi endüstri çağının imzasını taşımaktadır.

Serim bölümü biraz ivme kazandıktan sonra işin biraz daha ciddi yüzüne geçiyoruz. İnsanlar markaları duyguları olan canlı birer varlık gibi tanımlıyorlar ve farkında olmadan markalar ile kendileri arasında bir bağ kuruyorlar veya o markanın kendilerini temsil ettiğini düşünüyorlar. Soru sorulan rast gele bireylerden gelen cevapların bazıları şöyle; General Elektriği hikâyelerle dolu olan yaşlı bir adama benzetiyorlar, Nike’ı ise genç ve enerjik olarak tanımlıyorlar, McDonald’s ise genç ve hevesli gibi ifadeler ile betimleniyor. Aslında tüm bu terimler o şirketin sizin aklınızda reklam yolu ile çizdiği profilden başka bir şey değil. Çünkü şirketlerin nasıl göründükleri yani ‘’iyi’’profilleri onlar için gelir kapısı demektir ve daha fazla getiri şirketlerin en büyük ilgi alanıdır.

Düğüm bölümünde ise durumlar daha komplike bir forma bürünüyor. Etrafa gülücük saçan iyi yüzünü gösteren, tüm vatandaşların iyiliğini düşünen şirketlerin aslında ne kadar sadece kendini düşündüklerini, insanları çok düşük ücretler karşılığında fabrikalarda üretim yapmaya mecbur bıraktıklarını açık bir şekilde önümüze belgeler ile sunuyor. Unutamadığım ironik bir sahne ise, bir fabrika satışından elde ettiği gelirleri çeşitli çocuk vakıflarına bağışlayacağını yazan bir yazı ile ürünlerini satışa sürüyor. Bu fabrikada çalışan bazı işçilerin yaşının 13 olması çocuk vakıflarına yapacakları bağışları trajikomik bir hale getiriyor. Ve şu soru aklımızda parlıyor. Meseleniz yardım etmek mi? Yoksa daha çok kâr etmek mi? Biz buna modern kölelik diyoruz. Sevmediğimiz işlerde, sevmediğimiz yerlerde ve istemediğimiz koşullarda sadece ailemize veya etrafımızdaki insanlara karşı sorumluğumuz olduğu gerekçesi ile mecbur bırakıldığımız bir boyun eğme, eğdirme mekanizması.

Çevre ve Sağlık Boyutu

Tüm bunlara ek olarak petrokimyasal malzemelerin de pazarda yer bulmasıyla beraber yeryüzünde daha önce bulunmayan birçok ürün hayatımıza girmeye başladı. Elbette ki tüm insanların hayatlarına kolaylık getirmiş gibi görünen bu ürünlerin tehlikesi zaman geçtikçe anlaşılmaya başlayacaktı. Tüm bu sentetik kimyasallar şuan yediğimiz yemeğimizde, içtiğimiz suyumuzda tükettiğimiz malzemelerde yani her yerde. Ve tüm bu maddeler bize bir bedel ödetiyor, bu bedelin adı ise kanser.

Tüm bunlar ile sınırlı kalmıyor elbette, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hayvan besiciliği ve bu besicilik sürecinde hayvanların gelişim ve üretiminin artması için çiftlik hayvanlarına uygulanan RGHB isimli hormon ilaçları ve bu besinleri alan hayvanların hastalanması veya aldıkları hormonları dolaylı yoldan bizim de tüketmemiz. Tüm bunlara ek olarak doğal çevreye verdikleri zararların limitsizliği ağaç kesimlerinden çevreye salınan zehirli gaz ve atıklara kadar ve hatta şuan yaşadığımız iklim değişikliğinden, hayvan türlerinin yok oluşuna, doğum bozukluklarına kadar birçok alana kadar uzanıyor.

Tüm bu pazarlama ve tanıtım ağının gücü ve yapabildikleri bu kadar bariz ve açıkken bilinçli birer birey olup en azından kendimizi bu sistemin biraz daha dışına atabilip bu bozuk mekanizmanın birer parçası olmamak için çabalamak yapılacak mantıklı bir hamle olurdu.


Like it? Share with your friends!

0
1 share

What's Your Reaction?

confused confused
0
confused
fun fun
1
fun
love love
3
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
1
win
Yasin Alp Çevik
Eğitimimi lisans son sınıf öğrencisi olarak Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümünde yapmaktayım. Bir kandırmaca, kusur giderme veya tam aksine kusur gösterme sanatı olarak nitelediğim bu bölüme olan ilgim gün ve gün artmakta. Öğrendiğim ve öğrenmekte olduğum ne varsa cömertçe sizlerle paylaşmak için buradayım. Saygılar sevgiler..

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format